28.03.2016

Bahar geldi! Besin zehirlenmeleri kapıda!

Bahar aylarının gelmesiyle insanların kış psikolojisinden çıkarak doğaya koşması beraberinde yeni tehlikeler getirir. Besin Zehirlenmesi bunların en popüleridir. Bir mikroorganizma ya da bunun toksini ile bulaşmış; veya kendisi toksik etki gösteren bir besinin tüketilmesi sonucu oluşan duruma Besin Zehirlenmesi diyoruz.

Çoğu kez birden çok kişide aynı zamanda ortaya çıkan, sıklıkla mide, bağırsak ve merkezi sinir sisteminde olumsuz belirti ve bulgularının görüldüğü bir hastalık tablosudur. Kısacası bulantı, kusma, ishal, halsizlik ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterdiğinde aklımıza gelmesi gereken rahatsızlıktır. Bu bulgular yemek yendikten birkaç saat sonra başlayabilmektedir. Besin zehirlenmelerinde etken çoğu zaman bakteri, virüsler ve bunların toksinleri dediğimiz parçalarıdır.

Bakteriyel Besin Zehirlenmeleri

En sık rastlanan etken burnumuzda bolca bulunan S.aureus adlı bir bakteridir. Bundan dolayı “burnunu karıştıran” biriyseniz bu kötü alışkanlığınızdan bir an önce vazgeçmelisiniz! Bakteriyel zehirlenmede genellikle beraberinde ateş olmaz. Hastalığın belirtileri 2 ila 7 gün sürer ve destek tedavi ile hastalık kendiliğinden iyileşir. Belirtilerde 5. gün sonunda iyileşme olmazsa hastaneye başvurmak doğru olur. Belirtilerde beş günden kısa sürede iyileşme olursa etken madde tanısı için test gerekmez, zira bu tür zehirlenmeler kendiliğinden iyileşir.

Viral Besin Zehirlenmeleri

Hastalığın bulguları genellikle bir gün içinde başlar ve 2-3 gün sürer. Sıklıkla su ve su ürünlerinden bulaşan etkenler hastalığın sebebidir. Hastalık kendiliğinden iyileşir. Günde 5-6 defadan fazla kusma ve ishal olduğunda sıvı kaybını engellemek için serum tedavisi ve bulantıyı önleyici ilaçlarla destek tedavisi gerekebilir. Karın ağrısı olabilir. Bu ağrı bağırsak sisteminin aşırı hareketlenmesine bağlı kasılmalarının sebep olduğu bir ağrıdır. Bunun için de kasılmayı azaltıcı ağrı kesiciler önerilmektedir.

Paraziter Besin Zehirlenmeleri

İshalle birlikte dışkıda kan ve sümüğümsü sıvılar varsa olay paraziter bir zehirlenmedir. Mutlaka dışkınızı kontrol ediniz. Böyle bir durumda hastaneye başvurulmalıdır; hekim antibiyotik terapisini gerekli görebilir.

Bakteriyel, viral ve paraziter zehirlenmeler en sık rastlanan zehirlenmelerdir. Bunların dışında kalan besin zehirlenmeleri sebeplerini de kısaca not edelim, aklımızda bulunsun. Bahar geldi, baharın coşkusuyla yediğimize içtiğimize dikkat etmekten vazgeçmeyelim!

Kimyasal Maddelerle Besin Zehirlenmesi

Yiyecek ve içeceklerin kadmiyum, bakır, kurşun, çinko, antimon vb. içeren kaplarda saklanması ile besin zehirlenmesi oluşabilir. Bu maddeler sindirim kanalını zedeleyerek bulantı, kusma ve ishale yol açabilir. Belirtiler 24-48 saat sürer.

Uskumrugil Balık Zehirlenmesi

Balıkta histidin adında bir aminoasit bulunur. Bu aminoasit uygun koşullarda saklanmayan balıklarda çözünerek histamine dönüşür. Histamin vücudumuz bir şeye alerji geliştirdiğinde bulguların oluşmasını sağlayan maddedir. Dolayısıyla bozulmuş balık yendiğinde alerjik durum benzeri (tansiyon düşüklüğü, kasıntı, kızarıklık gibi) bulgular oluşur. Balık zehirlenmesi tedavisinde alerji karşıtı tedavi uygulanır.

Patates (Solanin) Zehirlenmesi

Filizlenmiş ve güneşte bekleyerek yeşil renge dönüşmüş patatesten uzak durun, tüketmeyin. Patatesin içindeki solanin maddesi zehirlenmeye yol açar.

Amigdalin (kayısı, şeftali çekirdeği) Zehirlenmesi

Genellikle 1,5–2 saat içerisinde başlar. Bulantı, kusma, mide ağrısı, baş dönmesi, baş ağrısı görülür. Daha ağır tablolar geliştiğinde hastaneye başvurmak gerekebilir.

Besinlere bulaşmış ilaç ve kimyasal atıklar

Besin maddelerinin üretimi, depolanması ve nakliyesi sırasında zararlı olabilecek mikroorganizmaları uzaklaştırmak ya da yok etmek elzemdir. Aynı şekilde bitkilerin büyümesini düzenlemek amacıyla kullanılan kimyasal ya da biyolojik ürünler (pestisitler) gıdalarla birlikte alındığında zehirlenmeye yol açabilir. Bu yüzden meyve ve sebzeler bol su ile çok iyi iyi yıkanmış olarak tüketilmelidir.

Mantar Zehirlenmesi

Mantar zehirlenmesi hayati tehlike içeren çok ciddi bir zehirlenmedir.

En az bir yılan zehirlenmesi kadar tehlikelidir. Bundan dolayı kesinlikle uzmanınca güvenli olduğu belirtilmemiş, bilinmeyen bir mantarın tüketilmesi yanlıştır. Küçük bir keyif için asla göze alınacak bir risk değildir. Tehlikenin ciddiyetini anlamak için, mantar uzmanlarının (mikolog) yazdığı kitapları bir gözden geçirmenizi tavsiye ederiz.

Hangi mantarın vücudumuzda zehir etkisi yaratacağı ve hangi sistemimizi etkileyeceği belirsizdir. Bir mantar bir kaç sistemimizi birden etkileyebilir. En sık görüleni karaciğere toksik etkisidir. Bu etki hızla karaciğeri iflas ettirir ve hepatit hastalığında olduğu gibi süreç kısa sürede siroza dönüşür.

Kesinlikle uzman olmayan kişilerce doğadan toplanan taze mantarları yemeyin. Aynı şekilde yapısında toksik madde içermesi muhtemel bazı şapkalı mantarların dondurulmuş, kurutulmuş ya da konservesinden de uzak durmakta fayda var.

Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında zehirlenmelerin görülme sıklığı artar. Toksinin türüne göre değişen belirti ve bulgular erken (ilk 2 saat) ya da geç (>6 saat) ortaya çıkar. İlk bulgu genellikle kusmadır. Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur, sadece semptomlar giderilmeye çalışılır. Ancak zehir çok güçlü ise karaciğer nakli ihtiyacı olacak kadar ağır bir karaciğer yetersizliğine gitme ihtimali ve hatta hastanın kaybı hiç de azımsanmayacak bir ihtimaldir, maalesef.

Dikkat! İshal, bulantı veya kusma başladığında!

  • Aynı besinden yiyen varsa ve onlarda da aynı bulgular söz konusu ise aklımıza gelmesi gereken basit bir besin zehirlenmesidir.
  • Bu besin zehirlenmesi için tedavi düşünülmez, sadece sıvı kaybı önlenmeye çalışılır.
  • Eğer hasta çocuk veya yaşlı ise, günde 3-4 defayı geçen kusma ve ishal ile oluşacak sıvı kaybını telafi edilemeyebilir. Sıvı desteği için bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.
  • Yetişkin sağlıklı bir birey ise iyi bir sıvı tüketimi ve önleyici ilaçlarla çok rahatlıkla günde 6-7 kez kusmayı telafi edebilir; acil müdahale gerektiren bir durum yaratmaz.
  • Sıvı kaybının önlenemediğini düşündürecek durum, ağızda ve gözlerde kuruluktur. Bu durum geçerli ise hastaneye başvurma vaktidir!
  • Hastanede sıvı desteği verilir, kusmayı önleyici ilaç tedavisi başlanır, ishal durumunda probiyotik desteği verilir.
  • 5 günden uzun süren veya gaitada kanlı mukus görülen ishal tehlike sinyalidir. Bu durumun varlığında acilen en yakın sağlık kuruluşuna başvurmamız gerekir.

Risk Grupları

  • Yaşlılar
  • Bebekler
  • Hamileler
  • Kronik hastalığı olanlar
Dr. Çağlar Armağan